25 Ağustos 2009 Salı
Bu da benim açılımım
O, ABD'de hipnoz altında hastaları iyileştirme gücü, geçmiş ve gelecekle ilgili yaptığı yorumlar yüzünden tartışılan bir isim olmuş.
Yakın bir dostum onun okumalarına dayanan 'İnsanın Kaderi' adlı kitabını bana hediye etti. Kitabın gelecek ve yeni düzen üzerine olan bölümünde Cayce bakın ne demiş:
"Tüm insanlar kardeş olmaya mecburdur; bunun içinde hiç değilse eşitlik, kardeşlik ve anlayış temelleri üzerine kurulmuş olan tek bir düşünce etrafında, ancak tek bir amaçla ve tek bir umutla birleşmeleri elzemdir."
İşte bu da benim açılımım.
Acaba hükümetin ki ne?
M.
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Zirveye Doğru (3) Uzun ince bir yoldayım
İlk hedef 3200 metreydi. Kamyonun gidebileceği en son noktaya vardıktan sonra büyük çantaları katırlara verip yanımıza su vs. gibi malzemeleri aldık ve yola koyulduk. Gitmek isteyenlere bir yol önerisi vereyim ( bu yol arkadaşımın zirve notlarındandır): bize dediler ki sizce sadece sırt çantası alın yanınıza zaten suyu biz veriyoruz. Ben de 2 ad. 1,5 lt su ve bir de poşet -emzikle içilen su. Toplamda 4,5-5 kg sadece su. Yanlış yaptık. Yanınıza 1.5 lt su. başka da bir seye gerek yok.
Patikadan ileri doğru yükseldikçe azalan oksijen nedeniyle her adım üç adım atmış kadar yoruyordu. Öte yandan artan irtifaının kimi zaman baş dönmesi, kusma ve baş ağrısı gibi dikkat geri dön sinyalleri kendini göstermeye başlamıştı. Bu nedenler ve fit olan arkadaşların hızı nedeniyle yol boyunca grubumuz bütünlüğünü korumak yerine dağınık bir şekilde ilerledi. Ben de bu durumdan faydalanıp çeşitli gruplarla ilerleme ve bu sayede değişik insanlar tanıma şansım oldu. Aralarında Almanya’dan gelen uzman bir doktordan Ankara’da savunmada çalışan yaşıtlarıma, tam uzmanlık alanını anlamış olmasam da AKP’den tekstile kadar birçok sektörde aktif olan genç bir iş adamı ve oğlundan eğitim uğruna 23 yaşında Türkiye’nin köylerinde zor şartlarda öğretmenlik yapıp 40’lı yaşlarında halen eğitim adına çalışan bir eğitim uzmanına, ayaklı bir kütüphaneyi andıran bir hanımefendiden kişisel gelişim uzmanına kadar değerli birçok kişi vardı.
Bu sohbetlerin yanı sıra yol boyunca yakın köylerden gelip çeşitli el işleri satan çocuklara rastladık. Sattıkları patiklerin yanı sıra ilk kez gördüğüm yünden sapanlar çok dikkat çekiciydi. 5-6 yaşlarında bu kızlarla kuruyemiş ikram ettim. Onların güneşten bronzlaşmış bebek suratlarıyla bana teşekkür eden gülümsemeleri bütün yorgunluğa bedeldi.
Neyse yaklaşık 4 saatlik bir yolculuktan sonra 3200 metre kampına vardık. Ama durmak yok çadırlar ve uyku tulumları dağıtıldı. Herkes kendine bir nokta seçti ve çadırlar kuruldu. Mehmet Usta turun benim için vazgeçilmezi haline gelen ilk çayı Ağrı’nın eriyen karlarından demlendi. Akşam yemeği gün batmadan saat 6’da yendi. Bu kadar erken bir akşam yemeği günün havanın karaması ile saat 9’da sona erdi.
17 Ağustos 2009 Pazartesi
Zirveye Doğru (2) Uzun ince bir yolun izinde…
Yorucu bir gün oldu. Akşam kendimizi Doğubayazıt’ta SİM-ER otelinde bulduk. 3 yıldızlıydı ama Doğubayazıt’ı ziyarete gelen önde isimlerin hepsi buradaydı. Otelde geçirdiğimiz (ilk gece ve son gece) iki gece boyunca 4. Ağrı Dağı Türk Ülkeleri Kültür ve Sanat Festivali nedeniyle gelmiş olan Mısır ve Almanya Büyükelçilerinden, Ankara Devlet Opera ve Bale topluluğunun üyelerini gördük. Bitmedi siyasilerde var; Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Doğubayazıt Belediye Başkanı, Ufuk Sönmez… Bunun üzerine grubun doktorlarından Hakan otele ‘Reina’ adını uygun gördü. Erken bir akşam yemeğinden sonra kısa ve neşeli bir grup toplantısının ardından erkenden odalara çekildik. Sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp hafif bir kahvaltı ettik ve ardından kamyonun arkasına çantaları attık. Şehirde aman ölürsünüz çocuklar dediğimizi unutup tam iki saat bir kamyonun arkasında sıra sıra dizilmiş Elikli gibi 4,5 köyü izleyerek Ağrı dağının eteklerine vardık. İşte o andan itibaren uzun ince bir yolda yürü babam yürü…
12 Ağustos 2009 Çarşamba
ÖSS Sonuçları
ÖSS sonuçları açıklandı. Lise hayatı boyunca gençlik yıllarımızın en güzel zamanlarını ele geçiren bu sınav arkasında onlarca gazi geride bırakarak mağarasına geri döndü. Kazanamayanların çaresizliklerini ve şimdi hangi yolu takip etmeleri gerektiğini bir kenara bırakıyorum. Buna da Time dergisinde karşılaştığım kısa bir haber neden oldu.
Haber ABD’de mezun olduğu üniversiteyi mahkemeye veren bir öğrenci hakkında. Trina Thompson Nisan ayından beri iş bulamıyor. Nedenini ise ekonomik kriz yerine mezun olduğu Monroe College’ın kariyer planlama ofisinin yeterli desteği vermemesi olarak gösteriyor. Okula tam tamına $70,000 dolarlık (çoğu zaman bu miktar net okul miktarıdır beraberinde gelen vergilerde cabası) tazminat davası açtı.
Hemen bizimkileri düşündüm. Bir sınav bitiyor ve bir yenisi başlıyor. Krizin etkileri daha ne kadar devam edecek bilinmez. Ama üniversitelerden yardım almanın yanı sıra Thompson arkadaşınızdan ders çıkarıp kendi araştırmalarınızı yapmalısınız. Yoksa mezun olduktan 5 ay sonra iş bulamazsanız birilerini dava edip kazanmanız pek kolay olmaz. Onun yerine bu gençler neden iş bulamıyor diye onlarca konuşan kafalarla kafanız bulanır.
Bu sene kazanmayanlar test ve ders kitaplarının yeni baskılarına para harcamak yerine gerekli olanlara internetten ulaşabilse. Hadi internet yoksa dönemlik kiralayabilse. Bu olanak kariyer planlaması üzerine de olabilse. Hani neden olmasın? İsteyince çareler tükenmez.
11 Ağustos 2009 Salı
Zirveye Doğru (1)
.jpg)
Pazar günü; Bukla tarafından organize edilen bu uzun yolculuğun ilk durağı Van Ferit Melen (35. hükümetin başbakanı) Havalimanıydı. Bizi karşılayan ise gelecek 6 gün boyunca bize mentorluk edecek olan Murat Sevindik’ti. Grup üyeleri İzmir, İstanbul ve Ankara’dan geliyorlardı. Gerçekleşen uzun gecikmeler
Şaka bir yana Van’da başlayan bu macera şehirde lezzetli bir Van kahvaltısı ile devam etti. Ardından Muradiye Şelalesi ve İshak Paşa Sarayı vardı. İshak Paşa kendine hastı onu ayrı yazacağım.