27 Temmuz 2009 Pazartesi

Cinayet öyle değil böyle çözülür!!

Levent'te bir arkadaşın ofisine uğradıktan sonra açlığımı bastırmak için bir büfeye girdim. Çizbuger istedim, arkadan fon müzik çalıyor Madonna 'one minute'lu bir şeyler söylüyor. Gazete istedim Yeni Şafak verdiler okurum dedim. Ortam nası :) neyse sadede geleyim.Münevver Karabulut cinayeti ile ilgili bilenen tek şey geçen günlerin sayısı, onun dışında başka da bir B.k yok! Şimdi yeni bir delil elde etmişler efem neymiş sahte kimlik bulmuşlar. O da Cem'in bu cinayeti daha önceden planlamış olacağını gösteriyormuş. Ya! bu adamlar ne diyor!? Bu insanlar hiç mi genç olmadılar mı? Soruyorum 17 yaşında bir genç, cinayeti bir kenara bırakırsak sizce neden sahte kimlik çıkartır? Hadi kasın biraz daha... Elbette gece dışarı çıkmak için çıkartır. Yoksa en başından yanına almaz mıydı. Bence kimliğin üzerinde bu kadar durmak yerine kimliği kim üretmiş olduğunu araştırmak daha önemli. Bunu elbette düşünmüşlerdir diye tahmin ediyorum ama neden bu düşüncelerini hayat geçirmiyorlar, işte onu çok merak ediyorum. Yeni Emniyet Müdürü'de çok aydınlatıcı bir şey söyledi "Garipoğlu yurt dışına kaçmış", ya siz bizi gerçekten bu kadar salak mı zannediyorsunuz. (Batman'a öğretmen bulunamaması kasti mi diye düşünmeden edemiyorum) Neyse bence bu olayı zamana bırakıp unutulmasını istiyorlar. Eğer ben bir tanıdık yolu ile Cem Garipoğlu'nun uyuşturucu kullandığını, arkadaşının ailesi çocuklarının Cem ile görüşmesini yasakladığını ve daha önemlisi baba Garipoğlu'nun Rus mafyası ile ilişkisi olduğunu ve Cem'in onlar tarafından saklandığına dair söylemler duyuyorsam neden Emniyet bu çocuğun izini bulamıyor. Elbette benim öğrendiklerimin doğru olmama ihtimali yüksek ama en ufak bir bilgi bizi nerelere götürür bir düşünün. Hele Emniyetin elinde ki bilgilerle nereye varılacağını bir düşünün. Neyse ben polisten ümidi kestim. Nasıl olsa bu cinayeti namus meselesi yapmış çok büyük bir gazeteci grubu var, onlar bu işi çözer.
M.

26 Temmuz 2009 Pazar

Bill Gates'e mail at!


Yılmaz Özdil'in dünkü yazısını okuma şansınız oldu mu bilmiyorum ama okumanızı tavsiye ederim. Özdil, dün iki senedir açık olan ama ciddi öğretim üyesi eksikliği çeken Batman Üniversitesini kaleme aldı ve yetkililerin acilen asli görevlerinin başına çağırdı.
Şimdi ben bu yazıya ufak bir ekleme yapacağım. Ben etrafımda onlarca genç öğretmen adayı görüyorum. Hatta çoğu üniversitede çalışabilecek derece ve birikime sahipler. Öğretmenlik yapmak istiyorlar ama sadece İstanbul’da.
Sevgili arkadaşlar ailelerinizin sizi okutmak için harcadığı binlerce liranın ardından ülkemizin temel sorunu olan eğitime katkıda bulunmak istemeniz gurur verici. Bu kutsal mesleği sadece İstanbul’da yapmak istemeniz ise utanç verici. Hem iş yok deyip hem de ben başka ile gitmem diyorsanız derhal başka iş kollarına yönelin. Yok, illa yapacağım diyorsanız size bir öneride bulunmak istiyorum. Özel bir şirket yöneticisi geçtiğimiz yıllarda yaşadığı bölgede ki öğrencilere iş olanağı sağlamak için bilgisayar kursu açmaya karar verdi. Türkiye içinde gereken yardımı bulamayınca Bill Gates’e mail attı. Microsoft yardıma koştu 400 genç bilgisayar eğitimi aldı. Bu hangi ilde oldu biliyor musunuz? Batman’da.

Şimdi yüksek lisanslı öğretmen adayları size seslenmek istiyorum, İstanbul’da ki konforlu yaşamımızı terk etmeden öğretmen olmak istiyorum demekle kalmayınız. Onun yerine Batman’lı iş adamı gibi çareler üretiniz. Yok, illa öğretmen olacağım diyorsanız son model Mac’inizden internet üzerinde ders verme fikrini bir değerlendiriniz. O da olmaz diyorsanız acilen öğretmen olma sevdasından vazgeçiniz, çünkü ben bu mesleği yapmaya karar vermiş olsaydım nedenlerinin başında Türkiye’nin öğretmene en çok ihtiyacı olduğu ile gitmek gelirdi.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Türkiye’nin teknoloji ile bitmeyen imtahanı!



Artık hekimler reçetelerini elektronik ortamda yazıp eczanelere yollayabilecek. Bu durum sistemli ve dikkatli bir şekilde organize edilebilirse başarılı olabilir. Siz yoldayken ilacınız hazırlanmış olur. Ama, bu durum benim hem yüzümde gizli bir tebessümün oluşmasına hem de tedirgin olmama neden oluyor, çünkü başlaması ile gerçekleşecek trajikomik olaylar haber sitelerinin sağlık bölümünde en çok takip edilen konular olacak. Düşünsenize, bir yanlışlık oluyor siz mide ilacı beklerken karşınıza pasiflora çıkıyor.

Şaka bir yana ülkemizde sağlık sektörünün gelişen internet teknolojisi ile başabaş gitmesi bilim adına ümit verici bir ilerleme. Hele son dönemlerde yaşanan hastane enfeksyonlarını düşünürsek gelecekte bütün hastanelerin internet üzerinden siparişlerini verebilmeleri bu kayıpları bir daha yaşama ihtimalimizi düşürebilir. Bir de üstüne hastaneler için gerekli kimi medikal cihazları paraları yetmediğinden satın almak yerine kiralayabilecekleri bir ortam sunsalar, işte o zaman çok güzel olur.



M.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Demokraside çareler tükenmez!


Başbakan kriz teğet geçti dedi.
Bizim krizin teğet geçtiği Nişantaşılı arkadaş sırf kamp yapacak diye ‘pick up’ dedikleri geniş açık bagajı olan arazi arabalarından satın aldı.
Yuh! Arkadaş bir silkele kendini. Bıraktım krizi, sen bu dev canavarı nasıl kullanacak ve nasıl park edeceksin? Sen her gün İstanbul trafiğinde yola çıkan 11,5 milyon kişi arasından 3 kişinin hakkını yedin şimdi. Bırakın park yerini yolda yer kalmayacak.

Neyse, şikâyetlerimi bir yana bırakayım, çünkü bu hikâyenin devamı var. Önce anlatayım, neden anlattığımı da sona saklayayım.
Arkadaş teğet geçti, kampını yaptı. Fotoğraflarını çekti ve yüzdefterinin görsel anıları bölümüne koydu. Aradan kısa bir süre geçti. Araba teğet geçti için fazla geldi. Satmak istedi satamadı. ÖTV indiriminden zaten herkes alacağını almıştı. ‘Teğet geçti’ önce işsiz kaldı sonrada zorda. Aylar geçti ama hala satamadı. Şimdi ise her gün iş bulmak için bu canavarı bin bir zorlukla dar Nişantaşı sokaklarında gezdiriyor ama kimi zaman park yeri bulamadığından iş görüşmelerine geç kalıyor. Çare, yeni bir motosiklet almakta diyor. Ama para nerede…

Şimdi hikâyeyi geriye alalım. ‘Teğet geçti’ için yenisini yazayım. Arkadaş tatil için kamp yapmaya gidecek. Ama yük fazla geldiğinden arabaya sığamayacaklar. Elbette arabayı kiralayacaklar. Bu çözüm yolunda da biraz sıkıntı var. Kiralayacak yer çok ama hepsiyle konuşacak zaman yok. İşte o anda bir akıllı çıkacak ve tüm araba kiracılarının toplandığı bir site kuracak. Ama bu akıllı sandığımızdan biraz daha kıvrak zekâlı çıkacak ve aynı siteye kamp ürünlerini kiraya verenleri de toplayacak. Teğet geçti bu siteden güvenilir isimler bulacak. Her şeyini kiralayacak. Cebinde parası olacak, dönüşte işsiz kalsa bile kiraladığı motosikletiyle iş görüşmelerine geç kalmayacak.
“In a perfect world” deyip geçmeyin sonra ‘teğet geçti’ gibi kendinizi yüzkitabında, ‘ivedik başbakan’ grubunda vakit geçirirken bulmayın. Benden söylemesi.

M.